Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- AKP hükümeti Amerika ve batılı güçlerle Suudi krallık rejimi gibi ülkeler tarafından aldatılarak, Suriye'ye karşı açık bir düşmanlık ilan etti. Erdoğan liderliğindeki AKP hükümeti, sözde Şii hilalini bozmak ve Sünni dünyasının liderliğini kazanmak, Irak ve Suriye'ye demokrasi getirmek iddiasıyla Irak ve Suriye'ye tekfirci teröristlere yardım ve yataklık yaptı.
Irak'ta Şii Müslümanlara karşı bombalı saldırılar ve katliamlar yaptıran Tarık El-Haşimi'yi ve Baasçı çeteleri destekleyip koruma altına aldı. Tarık el Haşimi'yi konuşturarak Irak'ta Şiilerin Sünnilere katliam yaptığını iddia etti. Hâlbuki Tekfirci teröristler Şii Müslümanları hedef alıp, binlercesini katliamdan geçirdi. İmamların türbelerine bombalı saldırılar yaptı.
Türkiye ve Suudi Arabistan liderliğindeki Fars Körfezi İşbirliği Konseyi yöneticileri, Tekfirci teröristleri Irak'ta besleyip Musul'u IŞİD tekfirci teröristlerine işgal ettirdi. Bu işgali destekleyen Türkiye dönem dış işleri bakanı Ahmed Davutoğlu tekfirci selefi Vahahbi terör örgütü DAEŞ'i, "Şiilerin zulmüne karşı ayaklanan Sünni öfkesi" olarak ilan etti.
Tekfirci IŞİD'in, Baas partisi kalıntısı vali ve askeri komutanların ihaneti sonucu Musulu işgal etmesi ardından, Şiilik yapmak ve mezhep savaşı çıkarmakla suçlanan Irak Başkanı Nuri El-Maliki görevinden istifa etti.
AKP hükümetiyse, bunun Irak ile ilgili olarak izlediği politikanın doğru olduğunu ispatladığını iddia edip, kamuoyunu aldatmaya çalıştı. Fakat Nuri El-Maliki hükümetine karşı izlediği politika, Irak'ta tekfirci terörizmin güç kazanmasına, Şii düşmanlığıyla birlikte Sünni Müslümanlarla Sünni Kürtlere saldırılarını başlatıp, Irak'tan Türkiye'ye mülteci akınına sebep oldu.
AKP hükümeti Irak'ta siyasi kriz ve boşluk yaratmak amacıyla Irak Kürdistan bölgesi yönetimini ve Barzani'yi Bağdat hükümetine karşı destekleyip, Kürt bölgesinin petrollerini Irak anayasasına aykırı olarak ve Merkezi Bağdat hükümetinden izinsiz olarak dünya piyasalarına ve ırkçı İsrail rejimine ihraç etti. AKP hükümeti Suudi krallık rejimiyle işbirliği yapıp, Irak'ta siyasi düzeni bozmaya çalıştı.
Suudi krallık rejimi ise Irak'taki demokratik sürecin gelişmesini önlemek için, bu İslam ve Arap ülkesinde tekfirci-baasçı terör çetelerini desteklemektedir. AKP hükümetiyse Suudi Arabistan'ın ölen lideri kral Abdullah'tan 10 milyar dolar hibe alma olayını Türkiye ile Suudi Arabistan arasında siyasi yakınlaşma süreci olarak açıklayıp, bunun bölge dengeleri açısından Türkiye'nin lehine bir durum oluşturduğunu ileri sürdü. Hâlbuki bu işbirliği, bölgesel güç dengelerinin tekfirci terör örgütlerin lehine değişmesine sebep oluyordu.
NATO üyesi Türkiye ve Amerika uydusu Suudi Arabistan krallığının ikili işbirliği, Irak halkının tekfirci teröristler tarafından katliamdan geçirilmesine sebep olmakla kalmayıp, Amerika'nın Irak'ı "Şii güney Irak", "Sünni orta Irak" ve "Kürt Sünni kuzey Irak'a" bölünüp parçalanmasına da fiili olarak yol açmaktadır.
AKP hükümeti Suriye konusunda daha vahim hata işlemiş bulunuyor. Amerika, Fransa ve İngiltere'nin dolduruşuna gelen AKP hükümeti, gerici dikta ve hanedan rejimleri olan Suudi Krallık rejimiyle Katar ve birleşik Arap emirliklerinin petro dolarlarıyla Suriye'de tekfirci teröristlerin güç kazanmasına sebep oldu. Türkiye hükümetinin "Suriye Türkmenlerine yardım gönderiyorum" diye milliyetçi duyguları okşamakla birlikte Türkmenler adına tekfirci teröristlere, özellikle DAEŞ, Nusra Cephesi ve diğer türevlerine MİT TIR'larıyla silah ve mühimmat gönderiyordu.
Fakat AKP hükümetini Suriye tuzağına düşüren Amerika liderliğindeki Batılı müttefikler, şimdi Türkiye'ye sırt çevirmiş bulunuyorlar. Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan ve başbakanı Ahmed Davutoğlu'nun Amerika liderliğindeki müttefiklere Suriye'de güvenli ve tampon bölge ile uçuşa yasak bölge kurma, bu ülkeye Libya'da olduğu gibi askeri müdahale yapma ve işgal sürecini başlatma çağrıları ise itibar görmemektedir. AKP hükümetinin DAEŞ ile birlikte Suriye Kürtlerinden oluşan demokratik birlik partisi PYD ve silahlı kolu YPG'yi terörist ilan etme çağrısı da itibar görmemektedir. Nitekim Amerika PYD ve YPG'yi uluslararası koalisyonunun kara birlikleri görevini yaptığını ilan edip, desteklemektedir.
Bu arada Rusya da Suriyeli Kürtleri ve PYD'yi IŞİD terör örgütüyle mücadele eden güçler olarak tanımlamaktadır. Amerika ve batılı güçlerle bölgesel gerici ve dikta işbirlikçisi rejimler,sözde Suriye halkına özgürlük ve demokrasi getireceklerdi. Fakat Suriye'deki tekfirci teröristlerin yıkım ve katliamları sonucu, Suriye halkı iç göçle birlikte Türkiye gibi komşu ülkelere sığınıp en zor şartlarda ve her türlü mahrumiyet ve yoksulluk içinde yaşamaktadırlar.
Türkiye hükümetinin de Suriye halkına demokrasi getireceğinin aksine, kendi topraklarının güneyindeki sınır bölgesinde bulunan kentlerin ekonomileri durgunluk yaşıyor. Buna ilaveten güvenlik sorunları baş göstermektedir. Türkiye 6.5 milyar dolar Suriye ve Iraklı mültecilere harcama yaptığını, buna karşılık Avrupalı ülkelerin yaklaşık 400 milyonu dolar yardım yaptıklarını belirtiyor.
İşte NATO ve AB üyesi Fransa ile İngiltere gibi ülkelerin Suriye ve Irak çıkarlarını koruma derdine ve tuzağına düşüp, Beşar Esad Hükümetini devirmek amacıyla Suriye'de terörü desteklemeye çalışmanın ve Suriye halkının barışçı taleplerini hiçe saymanın ağır bedeli Türkiye hükümetine ödetilmektedir.